Contraria Vocantum Rpg
Bir gezegen ve birbirine düşman iki ırk. Bir de arada kalanlar... Yüzyıllardır süre gelen bir savaş... Bu büyülü savaşa siz de dahil olun!

Üyeyseniz giriş yapın, eğer değilseniz hemen kaydolun ve eğlenceyi kaçırmayın!



 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ölümsüz

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Alex K. Salander
Rütbesini Almamış Üye
Rütbesini Almamış Üye
avatar

Karakter Yaşı : ~
Rp Partneri : ~
Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 11/03/11

MesajKonu: Ölümsüz   Cuma Mart 11, 2011 4:42 pm

Herzamanki gibi televizyon izliyorduk . Ama bu sefer Family Guy vardı ve şikayet etmeye gerek yoktu . Ama 10 dakika içinde o da bitti . Gece haberleri başlamıştı ve umrumda değillerdi . Hillary esnedi ve bana baktı :
- Yatalım mı ?
- Olur .
Planı uygulamama az kalmıştı . Nick oturduğu yerde uyuyakalmıştı . Gözlerimi devirdim . Bide horlamasa . Hillary'nin elini tutup üst kata çıktık . Uzanır uzanmaz ışığı kapatıp telefona uzandım . Hillary çabuk uyurdu . Maalesef Ele 'de . Onun yanına gidip savaş için konuşmalıydım . Ellerimi göğsümde kavuşturup biraz bekledim . Sonra yavaşça Hillary'e doğru kafamı kaldırdım . Uyumuştu . Bu iyiydi . Hızlıca yataktan kalktım . Pencere kenarına iki adımda varıp yandaki ağaca atladım . Ordanda yavaşça aşağıya .
İşte bu ! Sonunda özgürdüm . Nereye gideceğimi çok iyi biliyordum . Ormanda hızlıca ilerlerken ne yapıcağımı düşünmeye başladım . İçerden giremezdim . Uyanık birileri olmalıydı . Pencereden girebilirdim ama nasıl hatırlıycaktım . Kokusunu almayı denemeliydim . Akademiye az kalmıştı . Nefes nefeseydim . Ama durmak istemiyordum . Sonunda kapıya gelmiştim . 1 saat olmuştu . Saat 1 buçuktu . Yavaşça arkada öğretmenlerin bilmediği bir çukurdan içeri girdim . Savaş çok yakın olduğundan nöbetçiler olmalıydı . Arkadan dolanarak ilerliyordum . Şansıma sadece 2 tane vardı . Tam atlatmak üzereyken bi dala bastım . Aynı filmdeki gibiydi ama olmuştu işte . Biri bana döndü . Koşmaya başladım ama beni görmüştü .
- Bu bir Ölümsüz !
Kahretsin . 2'si birlikte peşimden koşmaya başladılar . Onları atlatırdım ama tüm akademi ayaklanabilirdi . Ele'yi bir an önce bulmalıydım . Kokusunu almaya çalıştım . Ona ayaklanmayı söylememeliydim . Beni korumaya çalışırdı . Bırakmazdı . Kokusunu almıştım . Kardeş kokusu ...
Penceresi akademinin arka tarafındaydı . Bu da beni bulmaları için zaman kazandırırdı . Pencerey tırmanırken diğer pencerelerden gözükmemeye dikkat ettim . Pencereyi iki kere tıklattım . Buğudan içerisi gözükmüyordu . Biri yataktan kalktı ama elinde kazıkla . Gölgeden anlamıştım . Hızlıca kenara çekildim . Onun için fazla hızlı bir şekilde pencereyi kaldırıp içeri girdim . O panik içindeyken gidip ışığı açtım . Sonunda . Koşup bana sarıldı . Onu o kadar özlemiştim ki . İtibarım olmasa ağlayabilirdim . Sıkıca kavradım onu .
- Merhaba ufaklık .
Bu kız değişmiycekti .
Saçımı karıştırdı . Bunun için parmak ucuna basması hoşuma gitmişti .
- Seni çok özlemişim dedim . Onu çok özlemiştim . Sulugözün gözleri yine dolmuştu . Bana tekrar sarıldı .
- Nasılsın ?
İşte şimdi yalan söylemeliydim .
-Merak etme Ele. Ben iyiyim. Bana iyi bakıyorlar.
Bunu alay etmeden söyleyemiyordum .
- Ne diyebilirim ki..
Konuya girmeliydim .
- Seni son bir defa görmek istedim Ele.
- B-Bu da ne demek Eric?
Keşke işleri zorlaştırmasa .
- Savaş yaklaşıyor Ele.. Ben.. Eğer birşey olursa..
- Sakın. Bana savaşacağını söyleme Eric.
- Mecburum Ele.
Yoksa beni öldürürlerdi .

Ağlamaya başladı . İşte buna dayanamıyordum .
-Ele.. Lütfen. Sana ne olmuş? Eskiden böyle değildin.
Yanına gidip ona sarıldım . Keşke böyle olmasaydı .
Onun savaşmak istediğini biliyordum . Ama bunu benim için göze alamazdı . Eğer savaşmazsam beni öldürürlerdi . Ölmek istiyordum evet ama savaşa girmezsem Ele' yi ve Hillary'i koruyamazdım . Bunu yaparken kendimi savunmak için öldürmek zorunda kalacaktım . Bu kendime yediremediğim şeydi . Ele'den ayrıldım . Sonra bağırmaları duydum . Beni bulmuşlardı . Kapı bir tekmeyle açıldı . Artık istesem de kaçamazdım . Pencereye yöneldim . Aşağıdada iki nöbetçi vardı . Atlasam kazığa saplanırdım . Diğer ikisi bana kazıkla yaklaşıyordu . Artık bitmişti . Aslında bunu bekliyordum ama son bi kez Hillary'i görmek istiyordum . Acaba benden nefret edermiydi ?
Gardiyanlar içeri girmeden adrenalin düşüktü . O an Elenaor'dan son ez ayrıldığımı farkettim . O sırada aramızdan suskunluk geçerken tüm sene boyunca sadece gördükçe selam verebildiğim kardeşimin aslında herşeyim olduğunu farkettim . O bu dünyada gurur duyarak aynı kandanım diyebildiğim tek insandı . Benim ''kardeşimdi '' . Herşeyimdi . O minik suratıyla yüzümü inceliyordu . Sanki konuşmak için ağzımı açsamda dilsiz gibi kalıcakmış gibi hissediyordum . O da konuşmuyordu . Tüm bu sessizliği bozan cesaretimi toplayıp ağzımdan zorla çıkardığım şu kelimeler anlattı ölümümü basitçe :
-Eric ? !
-Şşş. Beni buldular Ele. Buradan sağ çıkmam olanaksız.
Bu basit kelimeler anlatmıştı herşeyi .
-Hayır bu..
O an büyük bir gürültüyle kapı açıldı . Gözlerim anında Ele'den kapıya kaydı . 2 gardiyan . Biri topluca ve minyon tipli . Diğeriyse uzun ve sıska . Gözleri ise öldürme hevesiyle ateşlenmiş . Tükürerek konuştu :
-İşte burda ! İşini bitirin beyler ! Bayan Eleanor ? Siz iyi..
Şok içindeki kardeşim söz keserek bağırmaya başladı . Gardiyanlar bana doğru ilerledi.
-Hayır ! Hayır Durun !
Durmuşlardı ama bu sadece dakika farkına yol açabilirdi . Gereksizdi . Olayı çabuklaştırmalıydım .
- Elenaor ..
Elenaorun önüme geçti. Sanki karşısında ona dikilmiş gözler arasında utanıp annesinin eteğini tutarak minik gözlerle etrafı izleyen bir çocuk gibi sonumu bekliyordum .
- Bayan Hathaway siz ne yapıyorsunuz ? O bir..
Cani , yaratık , aç ve karşı konulmaz bir düşman . Ama ben ...
- O benim kardeşim !
Evet ! Ama ben onun kardeşiydim . Biz beraber büyümüştük . Aynı bebek arabasında , yanyana beşiklerde ...
-Ona.. Bir şey yaparsanız yemin ediyorum ki hepinizi öldürürüm. Durmam için benide öldürmek zorunda kalırsınız !
Burdaki kimseyi öldüremezdik . Ancak ölümümüzü zorlaştırırdık . Elenaor sadece işi zorlaştırıyordu .
-Siz neler söylyorsunuz ?
Ne büyük dram değil mi dostum ?
- Adı Eric ve benim kardeşim. İstemeden bir ölümsüze dönüştü ve pişman.
Hemde nasıl . Hayatımın en büyük hatası .
- Durun !
Bu , bu hayatımda en çok şefkatin yumuşaklğını bana hissettiren sesti . Ama .. Bu ses aynı zamanda hayatımın en büyük acı ve pişmanlıklarında benim yanımda olmayan sesti .Aynı sesten geriye pek birşey kalmamış gibiydi . Çünkü şimdi kaya kadar sert ve duygusuz bir emir duymuştum . Ya da iflas etmek üzere olan beynimin oyunlarıydı . Ama gerçekti . O anda içeri girdi .
- A-Anne ?
Aynı anda şok .
Boyu benden 20 santim kısaydı . Eskiden aynı boydaydık . Fazlasıyla uzamıştım . Saçlarının önü hafif beyaz gerisi kırlaşmış bir sarı rengiydi . Sıkı bir şekilde arkada topuz yapılmıştı . Yüzü . Gözleri hala aynı mavilikte ama daha derindi . Yüzünde hafif tatlı kırışıklar çok şey yaşadığının göstergesiydi . Vay canına ... Annemdi . Şuan onun öldürmek için canını vermeyi göze aldığı varlığa dönüştüğümü bilmeyen annem . Ve birkaç dakika sonra benden utanıp belkide öldürmenin en iyi şey olduğunu düşünecek annem .
- B-Bayan Allaire ? Bayan Eleanor sizin..
Burda bende vardım .
- Evet Ted.
Eliyle gardiyanı susturdu . Çok değişmişti .
Şuan Elenaor ve annem arasında öküz-tren mesali bir ilişki oluşmuştu . Elenaor ifadesiz bir biçimde onu izliyordu . Sarılıp ağlaşma sahnesi tahmin etmiştim . Birbirlerine sarıldılar . Elanor ağlıyordu ama annem :
- Seni çok özledim güzel kızım . Artık ayrılmayacağız . Ama bir işim var .
Elenaor'dan ayrıldı . Bana döndü .
Gözlerini kısıp iğrenerek :
- Bunu nasıl yapabildin ?
Sanki göğsüm tonlarca beton arasında sıkışmıştı . Yine dilsiz kalmıştım .Elenaor anne özlemiyle yanıp tutuşurken bi andan da bana dönmüştü . Erkek adam ağlamaz ha ? Yaşlar durmadan gözlerimden süzülüyordu . Pencereye doğru yaklaştım . Artık kimse bana ne acıyacak ne de benden utanacaktı . Diz boyum pencere kapağına değdiğinde geldiğimi anladım . Elenaor dahil herkes bana anlamsızca bakıyordu .
- Hoşçakal ufaklık ...
Ellerimi omuz boyumda açtım . Bu sefer kurtulmak yoktu .İfadesiz bir suratla Kendimi pencereden aşağı bıraktım . Havanın tatlı kucaklayışı . Anlamsız bakışlarımın yıldızlarla buluşması . Son süratla aşağı çakılıyordum . Ama hayatımda ilk kez kaygısızdım . Öylece havada süzülüyordum . Sanki bitmeyecek bir yol gibi . Pencereden bir bir el ve vücut dışarı uzandı . Elenaor elini uzatıyordu . Ağlıyordu . Bağırıyordu . Haykırarak lanet yağdırıyordu . Annemi görmüyordum . Sanırım o tepkisizdi . Belkide üzülmüyordu .
Sona gelmiştim . Bana yıllar gibi gelen bu süreç aslında birkaç saniyede olmuştu . Şimdide bitiyordu . Yere çakılmam . Yüksek bir patlama sesi . Haykırışlar...


Out : Vampir Akademisi Rpg sitesinden biri Rp'mdir .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Vis Sanctus
Kutsal ışık|| Yaratıcı
Kutsal ışık|| Yaratıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 482
Kayıt tarihi : 07/11/10

MesajKonu: Geri: Ölümsüz   Cuma Mart 11, 2011 6:32 pm

Gerekli Uzunluk= 9 puan
Anlatım= 12 puan
Renklendirme/Görünüm= 3 puan
İçerik/Kurgu= 19 puan
Akıcılık= 10 puan
İmla= 7 puan
Paragraf Düzeni= 1 puan
Tutarlılık= 5 puan

Toplam= 66
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Ölümsüz
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Contraria Vocantum Rpg :: Yönetim :: Rp Gücü Hesaplama-
Buraya geçin: