Contraria Vocantum Rpg
Bir gezegen ve birbirine düşman iki ırk. Bir de arada kalanlar... Yüzyıllardır süre gelen bir savaş... Bu büyülü savaşa siz de dahil olun!

Üyeyseniz giriş yapın, eğer değilseniz hemen kaydolun ve eğlenceyi kaçırmayın!



 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Araxia Xylia

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Araxia Xylia
Rütbesini Almamış Üye
Rütbesini Almamış Üye
avatar

Karakter Yaşı : ~
Rp Partneri : ~
Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 28/04/11

MesajKonu: Araxia Xylia   Cuma Nis. 29, 2011 2:17 am

Araxia için gene sıradan ve sıkıcı bir gündü. Hiç vampir öldürmemişti ve bu onu çok rahatsız ediyordu. Öldürmeye ihtiyacı vardı. Kana ihtiyacı vardı! Dante iyi olmadığını fark etmiş olacak ki eve bırakmayı teklif etti. Aslında kendisini koruyabileceğini ikisi de biliyordu. Ama sizin gibi olan biriyle,dostunuzla,yürümek paha biçilemezdi. Beraber sıradan muhabbetler ederek yürüyorlardı. Araxia yavaş yavaş kendime gelmeye başlarken, içimdeki avcı zamanı geldiğinde ortaya çıkmak için geriye çekiliyordu. Yeniden kendisi gibi hissetmesi çok güzeldi. İçindeki Avcı ortaya çıktığında artık kendisi olmaktan çıkıyor çok farklı, kana ve ölüme susamış bir canavar çıkıyordu ortaya. Bunu engellemek istiyordu. Ama ona yardım edebilecek kimse yoktu. Dante'ye anlatamazdı. Görevine oldukça sadık bir avcıydı o. En azından öyle görünüyordu... Her şey gayet normal gidiyordu. Ta ki o ses ve kokulara kadar. Neden hiçbir zaman işler onun istediği gibi olmuyordu ki. İçindeki avcı tekrar uyanmış, kontrolü kendi eline almıştı. "Bugün şanslı günümüzdeyiz galiba Dante. Ne dersin? Bir kaç vampir öldürebilecek miyiz?" Sesli bir kahkaha attı. Eğlenmekten çok isterik bir kahkahaydı. "Bence bu gece kesinlikle bir avuç kan emiciyi öldüreceğiz!" Peşinden gelmesini bekleyerek koruluğa doğru daldı. Bir an tereddüt ettiğini hissetti ama beklediği gibi Dante de peşinden gitmişti. Koku gittikçe daha da keskinleşiyor, bütün avcı dürtülerini harekete geçiriyordu. Artık tek isteği vardı;Kan ve Ölüm! Vampirleri görebilecekleri bir yerde durarak Dante'ye döndü: "Mm bir bakalım. Yaklaşık 5-6 kişiler. Bir şeyin etrafında toplanmış gibiler. Kendi kan emici ayinlerini yapıyor olmalılar. Bir avuç inançlı kan emici. Ne kadar da duygusal! Onları hemen öldürmek hiçte eğlenceli olmaz aslında."Yüzünde oldukça sinsi bir ifadeyle vampirleri süzüyordu. Dante’yse Araxia’ya neler olduğunu çözemiyor,aklından neler geçtiğini merak ediyordu. Biraz da şaşkındı. Ne de olsa onların işi sadece öldürmekti. Tabi Araxia’nın onlar hakkında çok daha ilgi çekici planları vardı. "Ne düşündüğünü biliyorum Dante. Ama biraz kan hiçte fena olmaz."

***
Oldukça şaşırmış bir şekilde Araxia’ya bakan Dante sonunda çözülmüş gibi konuşmaya başlamıştı.
''Kan, ne kanı? Bizim işimiz onları öldürmek, onlara işkence etmek değil!'' Of, bu kadar sıkıcı olmak zorunda mıydı? Biraz işkenceden ne olurdu ki. Bazen sırf zorunda olduğu için vampirleri öldürdüğünü düşünüyordu. Onları öldürmekten zevk almıyor gibiydi. Bu akşam da çok sıkıcı geçeceğe benziyordu. Yine!
''Burada dur. Ben bi şunların yanına gideyim...'' Hah! Şimdi de onu orada bırakıp onların yanına tek başına mı gidecekti? Tanrım! Erkekler bazen gerçekten sinir bozucu oluyorlardı. Ve eğlenmekten anlamadıkları kesindi! Araxia tam bir şeyler diyecekken onu dinlemeden çoktan gimişti bile. Araxia orada durmuş sinirli bir şekilde Dante’yi bekliyordu. Etraf umrunda değildi. Ya da nerde oldukları. Yüz metre ilerisinde bir vampir toplululuğu varken burada böylece oturmak deli ediyordu onu. Kasları seğiriyor,sırtındaki kutsal kılıc yakıcı bir hal almaya başlıyordu. Araxia’ya çok uzun gelen bir sürenin ardından sonunda geri gelmişti: ''Bunlar farklı... Bunları katletmemizde sorun yok. Nasıl varlıklar bu vampirler anlamıyorum, kendi ırkdaşlarından birini öldürmüşler...'' Farklı derken? Her neyse umurunda değildi. Kendi ırkdaşlarından birini öldürmelerinin onun için tek farkı ufak bir eğlenceden mahsur bırakmış oluyorlardı O’nu. Bunun karşılığını da onlardan alacağı kesindi zaten. Ama Dante ne demek istiyordu? 'Bunlar farklı...Bunları katletmemizde sorun yok.' Ne yani aynı-sıradan vampirlerden- olsalardı katletmemiz sorun mu olacaktı? Bu çocuğun gizlediği bir şeyler olduğuna emindi. Neyse onu ilgilendirmezdi,şimdilik. Ne de olsa O da sütten çıkma ak kaşık değildi. Şimdi önündeki eğlenceye atılmalıydı. Canı fena bir halde sıkılıyordu çünkü. Sırtından ayırmadığı kılıcını çekti. Sapındaki zümrüt ve yakut taşlar parıldıyor, üzerine işlenmiş yazıysa ışıkla yazılmış gibi görünüyor. Bu kılıca her bakışında bir kez daha hayran oluyordu. Bu kılıcın O’na nasıl geldiğiniyse hala anlamış değildi... "Ee Dante Madem bunlar 'farklılar',eğlenceye hazır mısın? Hadi başlayalım!" Yüzünde tehlikenin eş anlamına gelen bir ifade vardı. Hiç vakit kaybetmeden açıklığa yanlarına atladılar. Sesleri öfkeliydi hepsinin. Kendi aralarında tartışıyor olmalıydılar. Kendi bağırışlarından bizim geldiğimizi duymamış gibiydiler. Ne kadar da büyükbir dikkatsizlik! Nerden bileceklerdi kibu dikkatsizlikerinin sonuncun ölüm olacağını… Başları olduğu belli olan birisi konuşuyordu onlar açıklığa atladığında.
'Kahretsin! Bir mavi vampiri öldürerek ne yapmayı planlıyordunuz?! Aklınız nerdeydi! Şimdi bunun peşini bırakırlar mı zannediyorsunuz!'
'Hey.Bu kadar telaş yapma. O kadar da önemli biri olduğun sanmıyorum. Buralarda bir yere gömersek olay kapanabilir.'
'Bunun cezasının hafif olmayacağından emin olabilirsiniz. Şimdi benimle gelin.'

Arkasını döndüğünde onları izleyen Araxia ve Dante’yi gördü. Fazlasıyla şaşırdığı belli oluyordu. Ama bunlar Dante'nin dediği gibi farklıydılar. Gerçi işaretlerinin kırmızı ya da mavi olması Araxia için pek bir şey ifade etmiyordu. Vampir,Vampirdir!
"Ne o güzelim bizi gördüğüne şaşırmış gibisin. Oysa uzun bir süredir buradayız."
Aldığı cevap bir hırıltı oldu. Hiç de kibar değildi. Bu işleri daha da eğlenceli bir hale getiriyordu Araxia için.
"Görüyor musun Dante? Küçük kırmızı kan emiciler bizi gördüklerine sevinmediler. Oysa biz onlarla oynamaya gelmiştik. Yazık!" Kırmızı daha fazla dayanamamış olacak ki üzerine atladı. En azından Avcının kılıcının darbesiyle karşılaşana kadar bunu yapmayı planlıyordu. Kıvranarak yere yığıldı.
"Sizi ziyaret edenleri böyle mi karşılıyorsunuz? Cık,Cık hiç de iyi bir karşılama değil." Diğerleri bir yerdekine bir de genç avcıya bakıyorlardı. Araxia ne yapacaklarını çok iyi biliyordu. Savaş zamanıydı!
"Haydi Dante. Kan emici arkadaşlarımız oyuna hazır gibi görünüyor" Kan emiciler ne olduğunu anlayamadan saldırmışlardı bile. Bir tanesi Araxia’ya doğru gidiyordu. Ölüme yürüdüğünü nerden bilebilirdi ki? Güzel avcı hiç düşünmende bir kılıç darbesiyle kafasını uçurdu… Tabi tamamen kopartmadı. Acı çekmesi için yaşaması gerekliydi. Yere düşünce başından aşağı durdu ve kılıcıyla bedeninde yaralar açmaya başladı. İşaretinin olduğu yere derin kesikler de açıyordu. Bu ona her şeyden çok acı veriyor gibi görünüyordu. Biran sonra Dante’nin neler yaptığına olan merakından etrafına bakındığında şaşkınlıkla dikildi bir süre.

***
Dante'ye neler oluyordu böyle. Gördükleri karşısında şok geçirerek durdu Araxia. Bir vampir hiç zorlanmadan Dante’ye bir yumruk indirmiş ve onu en az(!) 2-3 metre öteye uçurmuştu. Bu nasıl olabilirdi? Sonuçta Dante en güçlü avcılardandı ve bu kız hiç zorlanmadan onu yere serebilmişti. Bu hiçte iyiye işaret değildi. Dante tekrar ayağa kalktı. Vampir şaşırmış gibiydi ama tekrar bir yumruk atmaya hazırlandığını gördü Araxia. Önündeki eğlenceyi-kan emiciye yaptığı işkenceyi- istemeyerek bırakıp Vampire kılıcını sapladı. Onun için acısız bir ölüm olmuştu,yazık! Oysa o güzel yüzünü eğlenceli bir şekilde mahvedebilirdi. Göğsüne yediği yumruk Dante'yi çok zayıflatmış görünüyordu. Hafifçe kenera çakildi. Fakat pes etmemişti. Silahını çıkarıp bir vampiri daha kolayca öldürdü. Sinir olmuştum.
"Hey, Dante! Oyuncaklarımı hemen öldürme!'' Hemen öldürünce ne eğlencesi olurdu ki. Hem daha Dante'ye atılan yumruğun hesabını soracaktı. Bu kadar kolay ölmelerine izin vermek fazla iyimser olurdu. Dante sonunda istediğini yapmıştı. Bütün vampirleri topuklarından vurdu. Gülmeye başladı Araxia. Ne düşündüğünü kim bilebilirdi ki. Bu ona mafya filmlerini hatırlatmış gibiydi. Gerçekten komikti. Hani orda vardır baştan aşağı siyah takım elbiseli adamlar dikilir. En ufak bir olay da 'sıkayım mı topuğuna bir tane abi?' derler. Dante'yi bir an siyah takım elbiseli gördüğüne yemin bile edebilirdi. Gülerken etrafa bakınıyordu. Ufakta olsa bir an iğrenmişti. Ama kandan değil kendisinden. Bunları nasıl yapabilmişti? Ama bu sadece bir andı. İçindeki Avcı'yı durduramıyordu. Hemen kontrolü gene kendi eline almıştı bile. İşkenceye devam etti öylece. Bütün vampirler yerde kıvranıyorlardı. Bir tanesinin yalvardığını duydu ve yanına doğru ilerledi.
'Lütfen...Lütfen öldür beni.'
'O kadar kolay değil güzelim. Sizin yaptığını işkencelerinde bir karşılığı olmalı ama değil mi?'
'Ama...Ama...Biz bile...Bu kadarını...yapmamıştık.' Acıdan kesik kesik konuşuyordu.
'Günaydın güzelim Avcı uyanalı çok oldu!' Kalbine kılıcını saplar saplamaz ölmüştü. Tekrar ayakta dikilmeye başladı. Hala bir şeyin açlığını duyuyordu. Etraftaki bir şey onu kendisine doğru çekiyordu. Aslında bunun ne olduğunu iyi biliyordu. Daha doğrusu içindeki Avcı biliyordu. Dante'ye baktı, hala yediği yumruğun etkisinde gibi görünüyordu. Belki...Belki onu görmeyebilirdi. Sadece birazcık. Bırazcık kandan(!) ne olurdu ki. Hem bu normal değil miydi ki zaten? Yakınındaki ilk kıvranan vampire doğru eğildi. Artık tamamen Avcı olmuştu,transa girmiş gibi kendisinin olmayan sözler çıktı ağzından.
'Acına son vermemi istiyor musun,tatlım?'
'Lütfen...'
'Pekala.' Hİç düşünmeden açtığı kesiklerden birine elini sürdü ve ağzına götürüp tadına baktı.
'Mm. Kanın oldukça lezizmiş.'
Vampir afallamıştı. Kan içmesine şaşırmış gibiydi. Gerçi kendisi de şaşıyordu. Kanın tadıyla kontrolü tamamen kaybetmişti. Vampire doğru eğildi ve ağzını kesiğni olduğu yere gömdü. Durmadan içiyordu. Ta ki Dante'nin sesini duyana kadar...

***

''Araxia! Ne yaptığını sanıyorsun sen? Biz kan içmeyiz! Biz vampir değiliz!''
Haklıydı. Ne yaptığını zannediyordu. Kahretsin! Ben lanet olasıca bir insandım sadece. Neden vampir gibi kan(!) içiyordu. Ah,en kötüsü bundan zevk alıyordu! Dante ötekilerinde kanını içeceğinden korkmuş olacak ki hepsini teker teker öldürdü. Araxia’ya döndüğünde hala silahlarını yerine sokmamıştı. Ondan korkuyor muydu? Korkması gerekiyor muydu? Kafayı yiyor olmalıydı.
''Evet, bir açıklama bekliyorum senden. Ne diye vampirin kanını içiyordun?''
Neler olduğunu bilmiyordu ki. Sadece bir çekim hissetiğini ve karşı koyamadığını hatırlıyordu. Peki şimdi Dante'ye ne söyleyecekti? İçindeki Avcı'nın hiçte onun gibi olmadığını, ona yaptıklarını, yaptırdıklarını ona anlatabilir miydi? Gerçi artık seçme şansı var mıydı ki? Hiç sanmıyordum.
"Açıklama...Keşke neden yaptığımı bilseydim Dante. O zaman sana bir açıklama yapabilirdim. Ama şimdi gerçekten neler olduğunu bilmiyorum." İnanmayan gözlerle bakıyordu kıza. Her iddiasına girerdi ki şu anda kendisinin bir casus olduğunu düşünüyordu. Çünkü gözleri alnına kilitlenmişti. Sanki bir dövme,bir işaret arıyor gibiydi.
"Alnıma bakmayı kes Dante. Hayır,şüphelendiğin gibi vampir casus falan değilim. Ama ne olduğumu bende bilmiyorum. Tek bildiğim vampir değilim ama sizin gibi sıradan bir avcı da değilim. Bir farklılık var ama ne bilmiyorum. Lanet olsun bilmiyorum işte!" Elinde olmadan bağırmıştı. Ama bu kadar bilinmezlik sinirlerini bozuyordu. Bir anda aklında bir anı belirdi. Eski fotoğrafçı dükkanının yanında durmuş iki adamın konuşmasını dinliyordu…

"Onun gibi birisinin gerçekten efsanede ki avcı olduğuna inanabiliyor musun?"
"Gerçekten de tuhaf. Ama efsanede avcının bir dampir olacağı geçiyordu. Bu kız ise sıradan bir insan. Hiçbir üstün özelliği yok."
"Bir yanlışlık olduğunu mu düşünüyorsun?"
"Neden ol..."

Anı burda kesiliyordu. Dinlemeyi bırakmış olmalıydı. Kendisine bir kez daha lanet okudu. Ama o adamlar bir şeyden söz etmişlerdi. Dampir diye bir şeyden. Ve onlar daha Araxia bilmeden çok önce onun avcı olduğunu biliyorlardı. Ama nasıl? Dante’ye baktı; Oldukça sinirli gözüküyordu. Ona anlatsa ne olurdu? Acaba o biliyor olabilir miydi dampirin ne demek olduğunu. İçinde kötü bir his vardı. Bunun anlamından hoşlanacağını hiç sanmıyordu. Ama sormak zorundaydı.
"Ah,bir dakika. Bir şeyler hatırlıyorum. Eskiden bir şeyler. İki adamın konuşmalarını dinlemiştim Dante. Benden söz ediyorlardı. Benim efsanedeki avcı olup olmadığımdan. Hangi efsane olabilir ki bu? Ah,bir de dampir diye bir şeyden bahsettiler. Efsanedeki avcı eğer bensem-ki öyle gözüküyor.- ben bir dampir olacakmışım. Ama bu efsane ve dampir ne? Ve benim kesin o avcı olup olmadığımı nerden anlayacaz? Dante bana yardım etmelisin. Ben..." Ne diyeceğini bilemiyordu. Bütün özgüveni silinip gitmişti. Ne diyebilirdi ki az önce bir vampirin kanını içmişti. Daha da kötüsü bunu Dante'nin yanında yapmıştı. Şimdiyse ne olduğunu bile bilmediği bir efsanenin parçası gibi bir şeydi. Bugün gerçekten berbat bir gündü.

***

''Avcı kaynaklarında böyle bir şey yok. Yani, artık yok. Eski kaynaklar çıkan bir yangında yok oldu. Yeni kaynakları da ben incelemiştim, orada dampir denilen bir şeyden bahsedilmiyor. Yani bunun için daha farklı bir yere bakmalıyız...''
Neden söz ediyordu? Hangi yangın? Araxia’nın haberi olmayan bir yangında bütün kaynaklar yanmıştı öyle mi? Ne kadar da şanslıydı ama! Daha farklı bir yer mi? Nereye bakabilirlerdi ki?
''Vampirlerin kaynaklarına bakmalıyız. Oraya girmek ise pek sorun olmayacak. Çünkü orada birkaç dostum var, daha doğrusu bir kaç casus. Onlar da vampir ama bizim için çalışıyorlar. Bu yüzden de onları öldürmedim. Oranın kaynakları bizimki kadar olmasa da eskidir. Belki orada senin hakkında bilgi bulabiliriz.''
Vampir kaynakları mı? Şaka yapıyor olmalıydı! Onu vampirlerle dolu bir yere götüremezdi! Bunu yapması felaketle sonuçlanabilirdi. Hala bir vampiri hissettiğinde kendine hakim olamıyordu. İçindeki dürtüye karşı koyamıyordu. O bunu nasıl başarıyordu? Aralarında dağlar kadar fark vardı Dante'yle. Araxia normal bir insan olmasa da o da değildi. Bunu hissedebiliyordu. Hem hangi avcı vampirlerle dost olurdu ki? Onunda anlatması gereken şeyler vardı anlaşılan. İkimizin arasında artık sır olmamalıydı. En azından Araxia öyle düşünüyordu. Kafası karışıktı ama en azından içinde bir umut belirmişti. Hala yerde oturduğunu ve Dante’nin elini uzattığını fark etti. Ayağa kalktı ve üstünü temizlemeye başladı. Bu sırada Dante konuşmaya devam etti.
''Ee, ne yapıyoruz? Gidiyor muyuz?'' Ne diyeceğine karar verememişti. Ama içinden bir ses gitmesi gerektiğini söylüyordu. Tabi onun bunu söyleme amacı farklıydı. Ama ne önemi vardı? Oraya gitmeliydi ama önce Dante'nin bilmesi gereken son bir şey vardı.
"Pekala gidelim. Ama bilmen gereken son bir şey var. Ben senin gibi bir vampir gördüğümde kendime hakim olamıyorum. İçimdeki avcı kontrolü ele geçiriyor ve benim asla yapmayı bile düşünmediğim şeyleri yapıyor. Burdaki olayda bunun bir kanıtı aslında. En son isteyeceğim şey bir vampire işkence etmek. Tanrım şuraya bak her yer kan! Vampir kanı! Bir vampir kütüphanesine gitmek bu yüzden pek akıllıca gözükmüyor. Ama gitmek de zorundayız. Bu konuda sana güvenebilir miyim? Beni engelleyebilir misin? Kendimde kalmamı sağlayabilir misin?"
Şaşırmışa benziyordu ama kendinden emin bir şekilde kafasını salladı.
"Tamam o zaman gidiyoruz. Bu arada bu vampir dost olayını da bana açıklaman gerekecek. Vampirlerin kendi ırklarını hiçe sayıp bizim için casusluk yapacağını hiç sanmıyorum. O yüzden bana iyi bir açıklama borçlusun."
Göz kırptı ve gülümsedi. Hala gülümseyebiliyordu. Bu güzel bir şeydi. Dante de gülümsedi ve Araxia koluna girdi ve koruluktan çıktılar. Araxia’yı siyah jaguarıyla eve bıraktı. Arabadan inerken seslendi.
"Yarın izinli günümüz ve ben bunun için tatilimi mahfedemem. Deliksiz bir uyku çekmek istiyorum. İki gün sonra gece saat dörtte buluşalım. Gecikme sakın bekletilmekten hoşlanmam ona göre." Küçük bir kahkaha atarak kapıyı kapattı. Onunda güldüğünü duymuştu. Daha kapıyı kapatır kapatmaz gaza bastı ve çok geçmeden gözden kayboldu. O gözden kaybolduktan sonra Araxia da evine girdi ve üstünü değişir değişmez kendisine yatağına attı. Göz kapakları bugün olanların yorgunluğuyla ağırlaşırken eski anıların verdiği huzurla uykuya daldı…

*out: Başka bir sitede yaptığım bir rp.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Vis Sanctus
Kutsal ışık|| Yaratıcı
Kutsal ışık|| Yaratıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 482
Kayıt tarihi : 07/11/10

MesajKonu: Geri: Araxia Xylia   Paz Mayıs 01, 2011 2:50 pm

Gerekli Uzunluk= 10 puan
Anlatım= 19 puan
Renklendirme/Görünüm= 9 puan
İçerik/Kurgu= 20 puan
Akıcılık= 10 puan
İmla= 8 puan
Paragraf Düzeni= 5 puan
Tutarlılık= 4 puan

Toplam= 85
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Araxia Xylia
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Contraria Vocantum Rpg :: Yönetim :: Rp Gücü Hesaplama-
Buraya geçin: