Contraria Vocantum Rpg
Bir gezegen ve birbirine düşman iki ırk. Bir de arada kalanlar... Yüzyıllardır süre gelen bir savaş... Bu büyülü savaşa siz de dahil olun!

Üyeyseniz giriş yapın, eğer değilseniz hemen kaydolun ve eğlenceyi kaçırmayın!



 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Gaby

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gabrielle Oakley
Rütbesini Almamış Üye
Rütbesini Almamış Üye
avatar

Karakter Yaşı : ~
Rp Partneri : ~
Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 05/05/11

MesajKonu: Gaby   C.tesi Mayıs 07, 2011 6:27 pm

Soğukluğu derimin altına inen, adeta içime işleyen ıssız koridorlardan yürümeye devam ettim. Yönümü bilmiyordum, nerede olduğum, nereye gittiğim hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Sadece yürüyordum işte. Bazen sebebi olmadan bir şeyler yapmak iyi geliyordu. Uzun zamandır yapmadığım bir şeydi. Sebebi olmadan, sadece yapmış olmak için. Hogwarts henüz yeni açılmıştı. Onun öncesindeki anılarımı benden başkası bilemezdi. Sebepsiz yere hiçbir şey yapma iznimin olmadığı, kâbus gibi günlerdi. Bu kâbusları yaşatan kişinin adı netti; Kişisel danışmanım olmak için beş yıl önce tutulan Madam Lefepre... Bana göre yüzyıllar, kendisine göre henüz yeni; Hogwarts'dan mezun olmuş bu yaşlı başlı, buruşmuş kadın. Bir muggle olmasına rağmen zekâsıyla Ravenclaw'dan mezun olmuş ve aslında herkesin Ravenclaw olması taraftarı olan biriydi. Nasıl Slytherin'liler safkan olmayanlara karşı düşmanlık besliyorsa, Madam Lefepre de Ravenclaw olmayanlara karşı düşmanlık beslerdi. Özellikle de Slytherin'sen onun yanındayken dünya çok zordu. O, Slytherin'dekilerin beyinlerini kullanmak yerine asalarıyla etrafa ölüm saçan canavarlar olduğunu söylerdi. Ve evet, bu onun için bir hakaretti. Bu yüzden asla sanışmanlık yaptığı çocukların evebeynlerinin Slytherin mensubu olmamış olmasına dikkat ediyordu. Evet, beni de böyle seçmişti. Annem Gryffindor, babam ise Ravenclaw mezunuydu. Madam Lefepre, ailede bir Ravenclaw olduğunu ve diğer üyenin de iyiliğe yatgın olduğunu duyunca, beni asla kaçırmadı ve Hogwarts açılmadan bir ay önce beni kampa aldı. Sürekli ay çok geç kaldık ama ben seni evcilleştirmesini bilirim diyordu ve öğrencilerinden sanki birer hayvanmış gibi bahsediyordu. Bizlere, seçmen şapka başımızdayken aklımızdan geçireceğimiz şeyleri ezberletiyordu, zeka olmadan hiçbir şey olmaz, kötülükten iğreniyorum, mantığım neyi söylerse onu yaparım. Ancak Slytherin olacağımı nerden bilebilirdi? Prensipleri gereği bir kişinin danışmanı olduktan sonra onu asla yarı yolda bırakmazdı. Bu yüzden beni de bırakmadı. Slytherin olduktan sonra beni bir stres atma aracı olarak gördü. Diğer çocukların çok büyük bir kısmı Ravenclaw olmuştu. Arada bir Gryffindor ve Hufflepuff'lar da çıkmıştı ancak Slytherin olan bir tek bendim. Aslında bakılırsa onun ilk ve tek Slytherin öğrencisiydim. Madam Lefepre diğerlerine asla kızamazdı. Yasakları çiğneseler bile. Bu yüzden stresini daima benden çıkarmıştı. Ne de olsa Slytherin'ler kurallara uymayan canavarlardı değil mi? Küçükken bunlar pek sorun yaratmıyordu ancak büyüdükçe işler kötüleşti. Çünkü asiller -evet, Madam Lefepre onlara asiller demem için beni zorluyordu ve demezsem disiplin cezası alıyordum- git gide büyümüş ve yasaklara uymamak konusunda inatçıydılar. Böyle durumlarda Madam Lefepre gelir, beni bulur ve disiplin cezalarını tekrar tekrar uygulardı. En çok da bir tanesini: Zindanlar. Slytherin'lilerin oraya ait oldukları konusunda bir takıntısı vardı. Bu yüzden ne zaman iftiraya uğrasam beni zindanlara hapsederdi. Duvarlardaki taşların sayısı, şekli her zaman ezberimde. Tavanda yetmiş, sağ duvarda elli, sol duvarda elli, arka duvarda ise yetmiş tane var. Artık zindanların yemek menüsünü de ezberlemiştim. Sabahları su. Öğlen su ve artık ekmek. Akşam ise çorba, pilav ve su. Ancak akşam yemeği hiç ziyafet sayılacak kadar çok miktarda olmadı. Pilav her zaman avucum kadar olurdu ve çorba da daima soğuk ve kıvamsızdı. Bu yüzden olacak ki beş sene boyunca üç kere yeme bozukluğu sebebiyle hastahaneye kaldırıldım.

Böyle zamanlarda gelen ailemin yanında ağlamaklı bir yüz ifadesi takınır ve evebeynlerime çok başarılı bir şekilde yalan söylerdi, Slytherin olduğu için halâ çok üzgün. Ona önemi olmadığını söylüyorum ama beni hayal kırıklığına uğrattığı için halâ çok ama çok üzgün. sonra da sanki sinir krizi tutmuşçasına bayılma numarası yapardı ve ailem ona hemen inanırdı. Birkaç kez bu konuşmayı, bayılmanın eşiğindeyken duymuştum. Madam ayıldıktan sonra aileme beni onunla bırakması için adeta yalvarırdı. Beni çok sevdiğini, asla kaybetmek istemediğini söylerdi. Ve evebeynlerim ona tekrar tekrar inanırdı. Olaylar tekrarlanmaya başlayınca nasıl şüphelendiklerini anlayamıyorum. Ancak bildiğim tek şey varsa, bu da Madam Lefepre ve asiller, git gide bir kötüye dönüşmüşlerdi. Slytherin'i suçladıkları şeye, canavarlara. Ve bunu görebilen tek kişi bendim, bu beni oldukça hırpalıyordu. İşte bu yüzdendir ki, Slytherin dışındaki binalardan nefret ediyorum. Bu yüzden diğer binalardakileri gördüğü yerde aşağılamaktan asla çekinmiyorum. Bu yüzden adım huysuza veya kötüye çıkabilir, umrumda bile değil. Tek umrumda olan şey, bana yaşattıkları belaları onlara yaşatmak. Bilmiyorum farkında mı ama Madam Lefepre'nin bana yaşattıkları, beni tamamen kinci birine çevirmişti. Geçmişimin uğursuz gölgesinden silkinerek uzaklaştım. Bu sırada ayak sesleri duydum. Bu seslerin peşine gittim. Evet, bunu yapmamam lazımdı ancak giden kişinin profesör olmadığına emindim. Çünkü ayak sesleri çok kalın değildi. Bu da o kişinin hafif olduğunu gösteriyordu ve profesörlerden hiçbiri bu sesi çıkaramazdı. Sesin peşinden gitmeye devam ettim ve sonunda bir kapıdan girdiğini gördüm. Bu kapının nereye açıldığının bilincindeydim, kelid aynası... Yıllardır, görmek istediklerimden çekinip girmemiştim. Ancak şimdi yabancının görmek istediklerini görmek için o odaya girmek istiyordum. Onunla dalga geçecektim. Hem de feci bir şekilde. Kapıyı yavaşça araladım ve kafamı içeri uzattım. Sarışın bir kızdı gördüğüm. Onu tanıyordum, Aurelia... Ravenclaw'dandı. Ancak yıllardır onunla dalga geçmemiştim. O kızda farklı bir şeyler vardı. Bana feci şekilde kendimi anımsatıyordu. Bu yüzden ona bir şeyler çektirmek istememiştim ancak şu anda alay etmeye oldukça açtım ve etrafta başka kimse de yoktu. Alayımın dozunu biraz düşürerek kendime acı çektirmemeye çalışacaktım. Derken gözyaşını gördüm. İşte bu beni alay etmek için biraz daha kamçıladı çünkü yıllardır inatla ağlamamıştım. Bana yaşatılanlara tepki olan gözyaşlarımı daima içime atmıştım. Bu da daha çok acı çekmeme sabep olmuştu çünkü asiller ve Madam gözyaşı istiyordu. Slytherin'in yenildiğini görmek istiyordu. Bu hırsla odadan içeri süzüldüm ve Aurelia'nın hemen arkasına geçtim. Ne gördüğüne baktım, mutlu bir tablo. Ailesiyle birlikte. Bunu onda ne denli iz bıraktığını bilmiyordum ancak benim yaşadıklarımdan daha kötü bir şey yaşamış olamazdı. Onu alkışlamaya başladım. Bu alaycı bir alkıştı. Aynı zamanda alaycı bir tebessüm yerleştirdim çehreme. Bir süre bu devam ettikten sonra en alaycı ses tonumla konuştum. Kendi kendime bunun dozunun düşük olacağını söylemiştim ancak sesimi kontrol altında tutamıyordum. "Ah, Aurelia, bu ne duygusal bir tablo. Neredeyse beni de ağlatacaktın!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Vis Sanctus
Kutsal ışık|| Yaratıcı
Kutsal ışık|| Yaratıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 482
Kayıt tarihi : 07/11/10

MesajKonu: Geri: Gaby   Paz Mayıs 08, 2011 11:20 pm

Gerekli Uzunluk= 10 puan
Anlatım= 19 puan
Renklendirme/Görünüm= 10 puan
İçerik/Kurgu= 20 puan
Akıcılık= 8 puan
İmla= 10 puan
Paragraf Düzeni= 5 puan
Tutarlılık= 5 puan

Toplam= 87
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Gaby
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Contraria Vocantum Rpg :: Yönetim :: Rp Gücü Hesaplama-
Buraya geçin: