Contraria Vocantum Rpg
Bir gezegen ve birbirine düşman iki ırk. Bir de arada kalanlar... Yüzyıllardır süre gelen bir savaş... Bu büyülü savaşa siz de dahil olun!

Üyeyseniz giriş yapın, eğer değilseniz hemen kaydolun ve eğlenceyi kaçırmayın!



 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Hür Bağımlılık

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
E.C. Ionine McWeis
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Sonu gelmeyecek şiirim, duygularım, benliğim; Raven.
Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 02/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Hür Bağımlılık   Paz Haz. 26, 2011 9:43 pm



~
Lucens Akademisi Avlusu
Sabah-Öğlen arası
4 Aralık
~
Raven & Ionine


En son E.C. Ionine McWeis tarafından Paz Haz. 26, 2011 9:44 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
E.C. Ionine McWeis
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Sonu gelmeyecek şiirim, duygularım, benliğim; Raven.
Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 02/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Hür Bağımlılık   Paz Haz. 26, 2011 9:44 pm

Ben tabuların katiliyim
Ruhum benden habersiz hep güneşe yönelirken
Ben yasaklı olanı yapıp, ona dokunan kişiyim
Teni beni yakar, ruhu en büyük korkularımı serinletirken
Ama ben onu seven pervaneyim
Ölümüm ondan bilsem, umursamam onu severken



Kahverengiye çalan sarılıkta bir yaprak, dalından kopup süzülürken, onu izlemekte olan Ionine’in ruhundaki fırtınaya rağmen o kadar kayıtsız olması, genç adamı bir an için öfkelendirdi. Raven’ı ne kadar zamandır görmüyordu? Bir ay? Belki de daha fazla. Ve şimdi, Lucens avlusunda onun olduğunu bilirken oraya ilerlemek, akademiye dönüşün getirdiği heyecanın çok daha ötesini taşıyordu. Bej gömleğinin yakasının düzgün durduğundan bir kez daha emin olduktan sonra duraksadığı noktadan kopup, artık gözle seçilebilen büyük kapıya doğru ilerledi. Kapının ardında, avluda bekleyen insanların görüntüleri seçilmiyordu henüz.

Akademiye ulaştığında da gözleri sade ve sadece onu aradı. Bakışları yüzleri tek tek dolaştı, adımları panik halinde onu avlunun derinlerine çekerken o gördüğü kimseyi umursamadı. Kendisine gelen birkaç selama aceleci selamlarla karşılık verirken, o biraz da heyecanını saklamaya çalışarak etrafı dolaştı. Bej keten pantolonu, beyaz t-shirtü ve önü açık bej gömleğiyle şık durup durmadığından emin değildi ancak evden çıkmadan önce denediği onlarca kıyafetten daha düzgün durduğunu söyleyebilirdi. Ona güzel görünmek zorundaydı. Aralarında henüz tam olarak bir şeyler yoktu zaten, onu etkilemenin yollarını düşünmeye devam etmek zorundaydı bu durumda. Aslında o bu değildi, yani daha önce yaptığı herhangi bir harekette başka birinin düşüncelerini ve sonuçlarını düşünmek onun işi değildi. O her anlamda hür kalmayı tercih eden biri olarak böylesine bir kısıtlama altında kendini pek rahat hissetmiyordu ancak ne olursa olsun, sonunda Raven olduğunda yapamayacağı bir şeyin olduğunu sanmıyordu.

Görünmez bir duvara çarpmış gibi aniden olduğu yerde duruverdiğinde, her zamanki göz kamaştırıcılığıyla orada arkadaşları ile konuştuğunu gördüğü Raven, yüzünde devasa bir gülümsemeye ve rahatlama hissine sebep oldu. Yakası ile bir kez daha oynadıktan sonra koltuk altına sıkıştırdığı defterine biraz daha sarılarak adımlarını ona yönlendirdi. Aslında bu otomatik bir tepkiydi, bir ayçiçeğinin mecburiyetine benzer bir bağlılık onu Raven’a sürüklüyordu durmadan. Onun yanından ona kapılmadan geçmesi söz konusu bile değildi. Ve açıkçası, onu tanıdığı günden veri bu bağlılıktan bir an bile rahatsız olmamıştı. Bu bağlılık, ruhu özgürlük için yanan genç bir adamı hayatta tutan bağdı.

“Genç bayan, ışığınızdan biraz da benim faydalanmam mümkün mü?”


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raven Orlov
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci & Moderatör
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci & Moderatör
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Ionine.
Mesaj Sayısı : 193
Kayıt tarihi : 05/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Hür Bağımlılık   Paz Haz. 26, 2011 11:22 pm

İçindeki huzursuzluğun kızı kendine aşık eden bir tadı vardı. Her şeyden önce alıştığının aksine hastalıklı değildi, Zaman’ın kendisine sunduğu sorumlulukların izi yoktu içinde. Huzursuzluğunu hissettiğinde ise yıllar gibi gelen bir tatilin ardından en sevdiği köşesinde, yüzünü güldürebilen insanlarla birlikteydi, huzursuzluğunun kaynağı ise resmin eksik parçasıydı ve o parçayı sarışın bir oğlan oluşturuyordu. Raven’ı esir alan masmavi gözlerinin tekinsiz bir derinliği vardı, genç kız gözlerinin ardında sır saklayanlara güvenmezdi. Küçüklüğünde okuduğu aşk romanları ya da büyükannesinin iri, maviye çalan gözleri yüzünden, bilmiyordu. Sır cezp ediciydi ve cezp edicilik yaşayan herhangi bir varlığın en büyük günahıydı. Sırf kızın da gizli bir dünyaya sahip oluşu yüzünden o derin mavi renk Raven’a kötü anılarını çağrıştırıyordu, hiç değilse o gözlerin Ionine'e ait olduklarını fark edene dek. Daha önce gördüğü hiçbir mavi ton genç kıza daha güvende, daha mutlu ve daha ait hissettirmemişti. Bunun sebebi o gözlerin içinden bakan çocuktu. Bir kasa gibi kilitli fakat eline kalemini aldığı zaman yeryüzündeki en cahil insanın bile anlayabileceği o tek lisanda yazan, buna rağmen Raven için hala keşfedilememiş olan o çocuk… Bir ay, ayrı kalmak için çok uzun bir süreydi ve Raven’ı hala oturduğu yerde tutan şey ise Ionine’in kendisine geleceğinin bilincinde oluşuydu. Bir Lanceus olduğu her hareketinden, her düşüncesinden anlaşılan Raven’ın ortada kalmışlığına katlanabilen tek kişi Ionine’di ve her zaman kıza geri dönerdi. Raven genç adamın bu davranışının sebebinden emin değildi, sevginin gücü bile sadakate yetmezdi, üstelik onlar tam olarak bir ilişkinin içinde değillerken bile… Peki öyle ise o ikisini bağlayan sınırlar neydi ve gerçekten bir ilişki içinde olmadıklarına nasıl inanabiliyorlardı? “Daldın yine.” Kendisini dürten kıza ‘defol’ kelimesinin bedensel tercümesi olabilecek bir şekilde gülümsedi ve oturduğu yerden Avlu’yu daha iyi görebilmek adına ayağa kalktı. Bir an için arkadaşlarından uzaklaşıp yalnız kalmak istedi zira Raven son bir aydır hassaslaşan bünyesi ile arkadaşına kaba davrandığı için kötü hissetmişti. Sonsuz yeşillik ve öğrenci kalabalığı içinde Ionine’i görmeye çalışmaktan vazgeçti ve ayağının dibinde oturan kızı gönlünü almak adına dürttü. Sarışın başı yukarı kalkıp gözleri Raven’ın gözleri ile buluştuğunda Raven gülümseyerek kıza baktı. Kolay olmuştu. Arkadaş çevresinde kendi yarattığı sorunlar dışındaki sorunlarla yüzleşmesi gerekmediğinden mutlu olması gerekirdi fakat bahçedeki her öğrenci gibi onun da özellikle görmek istediği tek bir kişi vardı; Ionine. Tüm tatil boyunca kıza bir defa bile yazmayan, hatta telefon bile açmayan Ionine. Kız kendisini genç adama o kadar çok odaklamıştı ki rüyaları Ionine’in geçmişi, geleceği ve kızın bilinçaltı ile karman çorman olmuştu. Büyükannesinin salona yerleştirdiği ev telefonunun önünde bekleye bekleye o kadar sabit kalmıştı ki odadaki sıradan bir süsten hiçbir farkı olmamıştı tatil boyunca. Ancak o zaman Ionine’e herhangi bir telefon numarası vermediğini fark etmişti. Elbette Raven aptal değildi, sadece mümkünmüş gibi Ionine’in çabalayıp bir şekilde o numarayı edinip kendisini bulmasını beklemişti. Bir mektup da işini görürdü kızın. Gerçi hiçbir zaman kelimelerle arası olmamıştı. Kelimeler Raven’ın ağzından dökülürdü, kaleminin ucundan değil. Eğer bir yazı yazmaya kalkacak olsa muhtemelen büyük bir korku duyardı. Geri dönüp baktığında mutluluklarını okumak acılarını, karanlığını okumaktan çok daha zor olurdu. Raven gün geçtikçe hayatında mutlu olmasını sağlayacak şeyler artsa da bir türlü mutlu olamayan insanlardı. Yıllar geçmişti ve büyümüştü. On yaşında bir kara delikti, on dokuz yaşında ise daha büyük bir kara delikti. Parmak uçları ile şakaklarına dokundu ve oturmak üzere iken duyduğu ses, kalbinin ters yöne atmasına sebep oldu, göğüs kafesine gömülmeye çalışırcasına. “Ionine,” dedi onu görmekten ne kadar hoşnut olduğunu belli etmekten çekinmeyerek. Arkadaşlarına anlayışlı olacaklarını bildiğinden sadece gülümsemekle yetindi. Genç adamın koluna girdi ve onu avlunun arka tarafına doğru yönlendirdi. Gürültüye arkalarını dönmüşlerdi. “Sen her zaman böylesin.” Gülümsemesi büyüdü. “Tek bir merhaba bile yeterli olurdu. Şımartılmaya alışık değilim.” Doğruydu ama değişimden de memnundu. Eski kafalı sayılabilecek, sabit fikirli bir insandı fakat bunlar Ionine’in üstesinden gelemeyeceği şeyler değildi. Raven da elinden geldiğince ona yardım etmeye çalışıyordu fakat büyüyememiş bir çocuk gibiydi. Gözlerini sımsıkı kapamadan Ionine’i sevmeye cesaret edemezdi ve gözlerini kapattığı şey aydınlık değildi. Belki geçmiş belki gelecek…



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
E.C. Ionine McWeis
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Sonu gelmeyecek şiirim, duygularım, benliğim; Raven.
Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 02/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Hür Bağımlılık   Ptsi Haz. 27, 2011 10:08 am

Şefkatim kelimelerimin ırzında
Dudaklarından dökülmüş kelimeler, benim dudaklarımdan dökülemeyen
En korkunç kabuslarımda
Senler ve yalancı sevmeler, benim anılarımdan silinmeyen
Şimdi aşkım avuçlarımda
Göz kamaştırıcı ritimler, bir aşk, senin ruhunu bilmeyen


Sadece o ufacık an, genç kız ismini fısıldarken yüzüne oturan gülümseme ve ardından genç adamın hissettiği müthiş haz sürsün diye genç adam bütün varlığını feda etmeye razıydı. Şimdi ona bir güneş benzetmesi yaptığı için kendine bir kez daha hak veriyordu. Güneş. O orada öylece durup sadece gülümsese bile, Ionine de aynı olduğu yerde durup bir ömür onu izleyebilirdi.

Genç kız arkadaşlarına veda edici bir gülümseme sunduktan sonra sağ kolunu Ionine’in koluna geçirdi ve beraber avlunun diğer bir kısmına, Lucens’in gölgesinin örttüğü arka kısımlarına doğru yöneldiler. Elbette gülümsemesiyle bile allak bullak olmayı başarabilen Ionine, Raven’ın koluna girmişken varlığını, bulundukları yeri, zamanı ya da çevreyi hiç umursamadan, mutluluğun olabileceği en doruk noktasında tattı. Ara ara önüne bakmak için ayırdığı gözleri, tekrar Raven’ın tenine ulaşmak için feryat ediyordu. Sonra teni, teni sadece koluna dokunmakla yetinmiyor, günahkâr düşüncelerle ondan çok daha fazlasını istiyordu. Raven’ın selamına verdiği cevabı dinlerken gülümsemesi biraz daha yayıldı. Cevap vermeye yeltendiklerinde geniş bir meşenin hemen hemen perdelediği bir noktada avlunun dış duvarının dibindelerdi. Ionine sırtını duvara yaslayıp iki eliyle narince ellerini kavradığı Raven’ı kendine doğru çekti biraz. “Üzgünüm, senin yanındayken çoğu zaman kelimeler benim kontrolümde olmuyor. Aslına bakarsan…” Yüzünü onunkine biraz daha yaklaştırırken sesi biraz daha kısıklaştı genç adamın. “…her hangi bir şeyi kontrol etmekte güçlük çekiyorum.” Sesi iyiden iyiye hırıltılı bir fısıldama halini almıştı.

İşte Ionine için zamanın durması gereken anlardan biriydi yine. Orada, o koca kalabalıktan sıyrılmayı başarıp baş başa kaldıkları yerde öylesine yakın ve göz gözelerken, zaman neden akmalıydı ki! İki kalp birbirini öylesine gürültüyle severken, onu orada, göğüs kafesinde tutmanın anlamı neydi?

Ionine oracıkta ölmek istese, kimin engellemeye hakkı olurdu?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raven Orlov
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci & Moderatör
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci & Moderatör
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Ionine.
Mesaj Sayısı : 193
Kayıt tarihi : 05/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Hür Bağımlılık   Ptsi Haz. 27, 2011 3:12 pm

Gözleri gökyüzüne doğru uzanan avlu duvarına takılmıştı. Üzeri çoğu ölü olan sarmaşıklarla kaplı duvar Ionine’in sırtını dayayışı ile yıkılacak gibiydi ki Raven düşüncesi ile gülümsedi. Televizyonda veya bir çizgi romanda süper kahramanları kendisine ilah edinen küçük çocuklara benziyordu fakat aksini yapsa Ionine’e haksızlık etmiş olurdu. Üstelik Raven’ın hiç yaşayamamış olduğu bir duyguydu bu ya da daha önce hiç sahip olmadığı bir şey. Çocukken bile saf olmamıştı ki hayatının herhangi bir döneminde saf aşık olabilsin. Henüz sekiz yaşındayken bile malikanelerindeki kahya ile hizmetçilerin kilerde kırıştırışlarına tanık olurdu ve o zaman bile ne yaptıklarını bilirdi, konu hakkında konuşmaması gerektiğini de. Bir oyun değildi. Kızın sıradan insanlara sırf yetişkinlikleri ve tenin sunduğu hazza ortak olabilmeleri yüzünden imrenmesi de içinde tutku ile doğduğunun bir kanıtıydı. Raven dünyaya arzu duymak ve arzulanmak için gelmişti sanki. Kendini en rahat hissettiği zamanlar, iki beden arasında ne mesafenin ne de kıyafetlerin olduğu zamanlardı. O yüzden Ionine’in kızı kendisine çekmesi ile rahatladığını, buzlarının eridiğini ve dargınlığının heyecana dönüştüğünü hissetti. “Ciddi ol Ionine,” Asıl ciddi olması gereken kişinin Raven olduğunu ikisi de biliyordu zira kız sanki vücutlarının yakınlığını umursamıyormuş gibi gülümsüyordu. Oysa kendinden emin yüz ifadesi sadece bir maskeden ibaretti. “Üstelik hiçbir şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını da bu güne kadar öğrenmen gerekirdi.” Yoğun bakışlarını Ionine’in gözlerine sabitledi ve gülümsemesinin gittikçe dağıldığını fark etti. Belki de Raven o an üzgün görünüyordu, sebebi yoktu. Raven gülümsemediği zaman mutsuz görünen bir insandı ya da artık o kadar sık gülümser olmuştu ki düz dudak kıvrımları kızı yabancılaştırıyordu. “Sana bir şey göstereceğim.” Kot pantolonunun arka cebine uzandı ve buruş buruş olmuş bir sayfa çıkardı. Sayfayı büyükannesinden korumak için erimiş mum ile mühürlemişti. O yüzden garip bir şekilde katlanmış kağıdın üzerinde damga olarak kullandığı yüzüklerinden birinin izi vardı. “Burası, önümüzdeki hafta boyunca uzak durman gereken bir yer. Neresi olduğunu bilmiyorum ama sen biliyorsun.” dedi kağıda çizdiği, kütüphaneyi andıran dört duvarın üzerinde elini gezdirerek. Resim çizmek konusunda oldukça kabiliyetliydi aslında Raven fakat geleceğe bir bakış atıp yine bilincini kazandığı zaman ilk yaptığı şey önce soğuk bir su içmek ardından da katliama ev sahipliği yapan yeri kağıda yansıtmak olmuştu. Kara kalemle verdiği gölgeler dağınıktı, aceleyle çiziktirildiği belliydi. “Aksi takdirde ciddi bir şekilde yaralanacaksın.” Konunun ani bir şekilde değişmesine sebep olmuştu genç kız, hem cebinde taşıdığı kağıdın varlığını kısa bir an için bile olsa unutabildiğine şaşırmıştı zira Ionine için çok endişelenmişti. Üstelik kendisinin bile garip anıları vardı. Bir grup Nigra tarafından basılan bir kafede yakın bir arkadaşı ile karşılıklı oturuşu, hatta belki rehin alınışı ve sonradan büyükannesinin iyileştirmek zorunda kaldığı kırık bir kol.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
E.C. Ionine McWeis
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
6. Sınıf | Lanceus Öğrenci
avatar

Karakter Yaşı : 19
Rp Partneri : Sonu gelmeyecek şiirim, duygularım, benliğim; Raven.
Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 02/03/11
Gerçek Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Hür Bağımlılık   Ptsi Haz. 27, 2011 7:20 pm

Sadece sınırların olmadığı bir dünya hayal etmek yanlış olmaktan öte, zor bir durum olurdu. Uyulması gereken kuralları hatalı bir yazı gibi buruşturup atmak, çıkmayacak denen mürekkep lekesinin çıktığını varsaymak ve ardından olacakları düşünmek zordur. Bir adımı kaldırsan, diğer kurallı adıma ulaşsan dahi, hayatımız kurallarla o kadar sıkı sarılmıştır ki, bu kuralların kucağında yetişen irademiz daha ötesine ulaşmayı düşünmez. Öyle ki bazı anlar gelir, yaptığında ne olacağını sorgular insan, bir kerelik tabuları yıktığını ve sadece arzuladığı şeyi hayata geçirdiğini hayal eder ve sonuçlarını sorgulayıverir kısacık bir anda. Ama ulaşabileceği koca bir hiçtir, neler olacağı hakkında bildikleri sadece varsayımlardır ve bunun üzerine hareket etmenin ne kadar da sorumsuzca olacağının farkındadır. Yapamaz, tabuların ardında sıkışan ruhu yapmak istediklerini değil, yapmak zorunda olduklarını ya da yapabileceklerini yapmaya devam eder.

Ionine de tabuların arkasındaki sınırsız olasılıkları düşünmeye çalıştı. Oracıkta, çevredeki yüzlerce gence aldırmadan Raven’a dokunduğunu hayal etti. Öptüğünü ve belki de daha fazlasını. Çoğu zaman hareketlerinin sonuçlarını düşünmeyen biri için zor bir düşünceydi elbette bu ve olması gerektiği gibi sonuçsuz bir çabaydı. Yapamazdı. Düşünceli haliyle Raven’ın da ciddileşmiş olduğunu fark edemedi. O tabuların ötesini hayal ederken Raven arka cebine uzandı. Ionine biraz daha odaklanmayı denedi zamana, bilinci hayali boyutlar arasına çekilmişken o gerçek dünyaya dönmeye zorladı kendini. Raven’in uzattığı kağıdı kavrarken elleri bir miktar titremişti ancak kağıdı kavrayıp, çizimi rahat görebileceği bir konuma getirdiğinde tanıdık görüntü onda biraz şaşkınlık yarattı. Bakışları hızla Raven’a kaydı. “Ne yani, benden evimden uzak durmamı mı istiyorsun?” Bakışları tekrar tanıdık görüntüye kayarken babasının çalışma odasının nasıl bir tehlikeyi taşıyabileceğini düşündü. Elbette bu saçmalık gibi geliyordu ancak zaman konusunda özel bir yeteneği olan lanceuslara bu konuda güvenmek gerektiğinin de farkındaydı.

“Pekala, bunu aklımda tutmaya çalışacağım.” Diye geveledi çizimi kendi cebine tıkıştırırken. “Şu ciddilik olayına mola verelim mi?”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hür Bağımlılık
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Contraria Vocantum Rpg :: RP Out :: Arşiv :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: